Vahşi insanlar, sahipsiz hayvanlar
Yayınlanma :
23.05.2024 16:42
Güncelleme
: 03.07.2024 10:56
İnsan ile “hayvan” dediğimiz diğer canlılar arasındaki ilişki, insan “medenileştikçe!” hep hayvanların aleyhine gelişecekti. Çağdaşlaşan, bilimi kullanan, uzayı bile ele geçirme aşamasına gelen insan aynı zamanda kendi ırkına acımıyordu ki hayvanlara acısın! Başkalarına ait toprakları silah zoruyla alan ve türdeşlerini öldürmekten, yakmaktan, hapislerde çürütmekten zerre kadar üzülmeyen, acı duymayan da insandı!
Paylaşılamayan neydi? Öncelikle “yaşama alanı” dediğimiz doğal alanlardır. “Vahşi hayvan” dediğimiz hayvanların yaşadığı balta girmez ormanları kesip yok edersek burada yaşamak zorunda olan canlılara ya açlıktan ölmek ya da başka mekanlara gitmek kalır. Gidecekleri yerde de başkaları olacağından zamanla yok olmaya mahkumdurlar.
Kendi ırkdaşlarını acımasızca öldürebilen bu canlı türü güçlendikçe öldürmek yerine “köleleştirmek” ve böylece bedava iş gücü elde etmeyi keşfetmiştir. Güya sonra insan çağdaşlaşmış ve köleliği kaldırmıştır! İnandınız mı? Bakın bakalım “ücretli kölelik” ne durumdadır? İşte kendi ırktaşına böyle davranabilen “insan” yerinden yurdundan, özgürlüğünden ettiği öteki canlılara ne yapmaz? Alır yanına, etinden-sütünden-yününden-tüyünden-yumurtasından sonuna kadar yararlanmak için onları doğal ortamlarından çıkarır, bir tür açık hapishane ya da ölüm hücresi gibi yerlerde zoraki ve sadece istediği verimi almak kaydıyla “besler”. Yaşamaları pamuk ipliğine bağlı bu “canlılar” azıcık verim düşüklüğü gösterdiğinde canından olacaktır. Ya da “onları” yarıştırır, dövüştürür, seyirlik yapar ve üzerinden Allah gibi taptığı “para” kazanır. Bunun için güya hayvanları eğitir! Canı pahasına, aç bırakıp, şiddet uygulayıp emre itaati öğretir!
Sonra da bu kadar ölüm ve zulüm yapmaktan yorulunca kendisine bir ödül verir; onun stresini azaltacak bir “canlı hayvan…” Yani bizlerin “Pet hayvanlar” dediğimiz sevimli, insan dostu canlılarımız, kuşlar, kediler, köpekler gibi. Onları da kendi düşündüğü ve istediği şekilde yaşamaya mahkûm eder. Normal alışkanlıklarını değiştirir, onların kişiliklerini yok eder. Ama olsun; onların amacı onu stresinden uzaklaştırmak değil midir, öyleyse onun dediği olacaktır!
Ve final! İnsan, her şeyden çabucak bıktığı için sevgili “can dostlarından” da bıkıverir. Ya da ekonomik nedenlere sığınarak sokağa bırakıverir. Artık yük onun sırtından kalkmıştır, ona yasaklanan sokaklarda aynı “sokak çocukları” gibi yaşama mücadelesi vermek zorundadır, ama kimin umurunda? Elbette kırsal kesimde de kısırlaştırma ücreti ödememek için kedi-köpeklerinin yavrularından beğenmediklerini(!) komşu ilçe sınırlarına bırakıverir!
Bu konu, adına “insan” dediğimiz canlılarla “hayvan” dediğimiz aynı dünyanın ortak sahibi canlılar arasındaki bitmez tükenmez mücadeledir. “Sokak hayvanı” diye bir kavram olamayacağını, “Sahipsiz hayvan” dediklerimizin, birkaç kişinin “aman beni ısıracak” dediği için toplanıp Hitler’in gaz odalarında “öteki” insanları öldürmesi gibi öldürüp sokaklarımızı temizlememizi isteyenler dün vardı, bugün var, yarın da var olacaktır!
Bir Veteriner Hekim olarak şunu bilmenizi isterim:
1-Hayvanlarımızı korumak için yasalarımız vardır. Hiçbir sokak hayvanının “öldürülerek” ortadan kaldırılması söz konusu olamaz ve bunu düşünen de uygulamaya kalkan da öteki ceza yasalarımız tarafından cezalandırılır.
2-Barınaklar, bu dostlarımızın ömür boyu burada hapis hayatı yaşamaları için yapılamaz. Sokakta sahipsiz olarak yaşayan hayvanlar yasalara uygun insancıl bir şekilde alınıp barınaklarda tedavisi, aşısı, paraziter mücadelesi, küpelenmesi, çip takılması gibi hem onu hem çevresindeki diğer canlıları koruyacak işlemler konu yetkilisi meslektaşlarımız tarafından yapılır.
3-Tedavisinin tamamlandığında meslektaşım bu hayvanın “sahiplendirilmesi” aşamasına geçer. Tek ve asıl amaç budur!
4-Eğer o on günlük kadar süreçte bir sahip bulunamazsa o hayvan hangi sokaktan alınmışsa yine o sokağa bırakılır. Bunun aksini yapmak suçtur!
5- 5199 sayılı Kanunumuz ile “Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi” tüm bu konuları açıklamaktadır. Bu, aynı diğer yasalarda olduğu gibi herkesi bağlar, kimse kafasına göre davranamaz.
6-Başta yönetmeliği değiştirmeyi düşünen yetkili olmak üzere; hayvan sevmeyenlere, hayvansever gibi görünüp bunu adını manşete çekmeye uğraşan sosyal medyacılara, bu işten farklı kazançlar umanlara duyurulur.
Bu dünya sadece bizim değil, tüm canlılarındır. Hayvanlar değil, hiçbir canlı öldürülmesin!
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: