Kitabın Yazarı: Barış TERKOĞLU+ Barış PEHLİVAN
(Kırmızı Kedi Yayınevi, 4. Baskı- Mayıs 2023, 256 Sayfa)
Her yazılarını zevkle okuduğumuz, ülkemizin en önemli araştırmacı gazetecilerinden olan iki Barış’ların birlikte kaleme aldıkları kitabın ismi SS. Bu isim Nazi Almanya’sındaki bir militarist gücün sembolü değil, bir ismin kısaltılmışı… Zaten bu ismi muhalefette olup da tanımayan yoktur kanımca. Kitabı yazma nedenini; “İstedik ki, zorbalığa karşı mücadele ederken en büyük silahımız hafızamız olsun. Okuduğunuz bu kitap, işte o çarpışmanın haklılığına kanıt olsun diye yazıldı. Karanlık bir öykü okudunuz sayfalar boyunca. Bir ismin siyaseti üzerinden Türkiye’nin her alanda yaşadığı çürümüşlüğün tüm parçalarını gördünüz. Çoğunuz ilk kez duydunuz, kimisini unuttuğunuzu fark ettiniz. Ama artık çok şey biliyorsunuz” diyerek özetliyor.
Ben size bu kitabı özetlemeyeceğim. Sadece birkaç ana başlık verip içinde daha neler neler olabileceğini hayal etmenizi sağlayacağım. Örneğin; Mafya hakkında rapor yazan Emniyet Müdürünün başına neler geldiğini, Soylu ile İmamoğlu arasındaki küfürlü konuşmanın neden yapıldığını, S. Peker’in S. Soylu ile ilişkisindeki sırların neler olduğunu, Devletten maaş alan trol ordusunu kimin kurduğunu, Soylu’nun F. Gülen’le ilişkilerini, dizinin dibinde oturduğu tarikat şeyhinin kim olduğunu, bir zamanlar RTE için neler söylediğini, Sinan Ateş suikastındaki sessizliği, Muhalefeti fişlemeleri, Adnan Oktar ile ilişkileri ve son olarak son yaşadığımız depremin ardındaki sırları okuyacaksınız. Bunların bazılarını haberlerde duymuş olmalısınız; ama bu denli ayrıntılı ve belgeli olarak derli toplu okuyunca eminim siz de şaşıracaksınız.
“Doğa boşluk tanımaz… Devletin yerini mafyanın, dayanışmanın yerini cemaatleşmenin, yurttaşlık haklarının yerini ayrıcalıklı sınıfların alması kaçınılmazdı. Bunun kitlelere kabul ettirilmesi ya rızayla ya zorla olmalıydı. Din referansıyla sunulan biat, sözde milliyetçilik sosuna batırılmış içi boş gurur, tarihsel sembollerle süslenmiş devlet övgüsü rızayı üretti. İkna olmayanları ise zor bekliyordu. İşte SS, bu dönemin sopasıydı. Cumhuriyet’in yıkılışına “hayır” diyenlerin başına vurulan tokmaktı. “Eşitlik” diyenlerin ağzına bastırılan pamuktu. Kimi zaman kapıya dikilen, kimi zaman yakaya asılandı. Cebren kabul ettirilen düzenin silahıydı. Hukuksuzluk kınından çıkmıştı. Devletin içinde uluortaydı. Suça teşvik ediyordu. SS, 1930’lu yıllara sanki geç kalmıştı!”
Yazar, burada üzerinde kafa yorulması gereken bir portre çizerek neleri okuyacağımızı da bize hissettirmiş sanki… Sizlere tek önerim; bu kitabı hemen, ama hemen satın alın ve sindire sindire okuyun! Zaten elinize aldığınızda bitirmeden bırakma şansınız yok! Son derece akıcı, kısa bölümler halinde, bazılarını daha önceden anımsadığımız, bazılarını ilk kez duyacağımız, aklımızın alamayacağı kadar hukuk dışı işlerin demokratik bir ülkede nasıl başarılabildiğine şaşırınız.
İyi ki tarihe bu tür belgeleri bırakan yazarlarımız var; sayelerinde tarihe not düşülüyor. Ve biliriz ki bu notlar ne yapılsa silinemez. Belki bir süre üzeri örtülebilir ama eninde sonunda gün yüzüne çıkar.
İyi okumalar dileği ile. (21.6.2023)




