• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • GÜNDEM
  • ASAYİŞ
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • SAĞLIK
  • EĞİTİM
  • SİYASET
  • KÜLTÜR-SANAT
  • Ara
SON DAKİKA:
00:07
ERFELEK'TEN KÖTÜ HABER GELDİ
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Salih Koç
  3. BİR DÖNEMİN ANATOMİSİ
Yayınlanma: 17 Nisan 2022 - 13:53

BİR DÖNEMİN ANATOMİSİ

17 Nisan 2022 - 13:53
Yorumlar
Dinle
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
BİR DÖNEMİN ANATOMİSİ
Salih Koç
Her Telden

- Köy Enstitüleri -
Atatürk’ün ölümünden sonra bir süre daha kalkınma hamleleri ve özellikle eğitim alanındaki Köy Enstitülerine verilen destek sürmüştü. Nüfusunun yüzde seksenine yakını köyde yaşayan ülkede, halkın Köy Enstitülerinin açılıp desteklenmesiyle; okuma yazma, sağlık ve tarım alanlarında şimdiye kadar duymadığı, görmediği yeni şeylerle tanışmaya başlamıştı. 
Gündüz okulda öğrencilere, akşam da el ayak çekildikten sonra yetişkinlere verilen okuma yazma öğrenme desteği halk arasında çok ilgi görmüştü. Şimdiye kadar okuma yazma sadece varlıklı insan işi gibi kanıksanmış, kendilerini bildi bileli de öyle olduğunu yaşayarak görmüştü. Hele bir de dilden dile konuşulan, kulaktan kulağa yayılan,  az topraklı veya hiç toprağı olmayanlar için  ‘’Köylüyü Topraklandırma Yasası’’  haberleri geliyordu ki; galiba işler tam da bu kesimin hayal ettiği gibi olacağa benziyordu.
Devlet asırlardır hep köylüden almış ona bir şey verdiği görülmemişti. Çok zor şartlar altında kurulan Cumhuriyet, gerçek yüzünü göstermeye başlamıştı. Atatürk’ünde önerisiyle; askerde okuma yazma öğrenmiş, onbaşı veya çavuş rütbesiyle askerliğini başarıyla tamamlamış, zeki Anadolu çocukları Köy Eğitmen Kurslarına çağrılmış bir yıldan daha kısa sürede yetiştirilerek yine köylerine eğitmen olarak dönmeye başlamışlardı. Bu uygulamanın şimdiye kadar ki öğretmen yetiştirmeden farklı oluşu ve köye dönen eğitmenlerin başarılı olması Köy Enstitülerinin açılmasına dayanak olmuştu. 
 Şimdiye kadar çeşitli adlar altında kurulmuş Öğretmen Okullarından mezun olan öğretmenlerin çoğunun kökeni kasabalı veya şehirli olduğundan köye ataması yapılan öğretmen köyde durmuyor veya köy yaşamına ayak uyduramıyordu. Çeşitli romanlara konu olmuş manzaralarla köylünün eğitimi bir arpa boyu bile ileri gitmiyordu. 
 Açılan Köy Enstitüleri; köy çocuklarının öğrenim görebileceklerini, hem de kendi köylerinde çalışarak köylüyü aydınlatabileceklerini yaşayarak göstermeye başlayınca ülkede bazı kesimlerde paniklemeler baş gösterdi. Anadolu’nun genellikle doğu ve güneydoğusunda yüzyıllardır devam eden feodal yapıyı  (toprak ağaları) temsil eden kişilerin, köylerine yeni atanan öğretmenin gelmesiyle okul çağı çocukların okuma yazma öğrenmeleri, kendi değimleriyle; ‘’Bacak kadar çocuğun ağadan daha bilgili olması, okuma yazma, matematik bilmesi’’ zorlarına gitmeye başlamıştı. Hatta zamanın hükümet üyelerinden biri; ‘’Yetişen yeni kuşak, yönetenlerden daha bilgili, daha kültürlü, bu kabul edilemez ve sürdürülemez.’’ demişti de ülkemizdeki ilerici saydığımız birçok aydın bunun ne demek olduğunu, ülke geleceğinin başına ne çoraplar örülebileceğini o zaman anlamamışlardı veya sonuçlarının nereye varacağını ön görememişlerdi…
 Avrupa, İkinci Paylaşım Savaşı’yla boğuşurken bizde; ülke ekonomisinin şartlarını zorlayarak kendimize Köy Enstitüleri gibi aydınlık bir yol tutturmuş bütün hızımızla gidiyorduk. Hatta savaş sona ererse bu alana daha fazla yatırım yapabileceğimiz gibi bir hayale bile kapılanlarımız olmuştu. Dünya emperyalist güçlerinin devreye girmesiyle o korkunç savaş sona erdi. Ülkemiz takip ettiği politikalarla savaşa girmemeyi başarmıştı ama mevcut yönetim de çok yıpranmıştı. Ekmeğin karneye bağlanması, üretici durumundaki erkeklerinin her an bir savaş çıkabileceği endişesi ile yedek asker olarak tutulması, vergiler ve diğer nedenlerden dolayı Cumhuriyeti kuran kadrolar çok yıpranmıştı. Dünya trendi değişmiş, Amerika yeni rota olarak kendini bütün dünyaya kabul ettirmişti. 
 Hükümetin, artan muhalefet ve yenidünya düzenine ayak uydurma çabalarına paralel olarak, Çok Partili hayata geçme isteği; Cumhuriyet kazanımlarından geriye bir adım olacağını Cumhuriyetin kurucu kadroları öngörememişti. Atatürk’ün ölümünden sonra muhalif kişilerle barışma adı altında onların da yapılacak Çok Partili Seçimde aday gösterilmesi ve Meclis Başkanlığı gibi çok önemli yerlere getirilmesi Cumhuriyetten sonraki en büyük atılım olan Köy Enstitülerinin önce ‘’ıslah’’ sonra ‘’kapatılması’’ ile son bulacak bir yola girildiğinin habercisi gibiydi…  
 Yapılan ilk Çok Partili seçimde iktidar partisi çoğunluk sağlamıştı ama parti içi muhalefet çok güçlenmişti. Enstitü karşıtları ve işbirlikçileri Eğitim Bakanı yapılmış ve Köy Enstitülerinde bir bilinmeyen dönem başlamıştı. ‘’Kim okuyor? Kim yazıyor?’’ göz hapsine alınmıştı. Mevcut müdürler görevlerinden alınmış, yeni müdürler atanmış, müfettişler her gün ‘’soruşturma bahanesiyle’’ enstitülerde bulunuyordu. Köy Enstitülerini kuran kadroya işten el çektirilmişti. Bazıları açığa alınarak (O zamanları açığa alınan memura maaş ödenmezdi.)maaşsız ve işsiz bırakılarak adeta intikam alınıyordu. İş, şimdilik Köy Enstitülerinde ‘’ıslah’’ adı altında yürütülüyordu. Köy Enstitülerine omuz vermiş Cumhuriyetin kurucu kadrolarından devlette önemli mevkilerde bulunanalar bile nedense sessiz kalmayı tercih etmişlerdi. Köy Enstitülerinde üretim, yüce bir değer olmaktan çıkmış; öğretmenler ve öğrenciler kravatlı, ütülü pantolonla gezer olmuştu. Üreterek öğrenme dönemi sona ermiş, yüzyıllar öncesinin ezberci eğitimine dönülmüştü… 
 Kapı pencere çıtadan, tahtadan temrin şeklinde yaptırılır, işi bitince ‘’Öğrenildi denilerek’’ öğrenciye not verilirdi. Yapı derslerinde; küçük bir duvar ördürülür iş bitince daha harcı kurumadan bir tekmede yıktırılır, ‘’duvar örmesi öğretildi’’ diye deftere yazılırdı. Bu işleri öğreten usta öğreticiler, yapı inşaat öğretmenleri gönderilmiş, üniversiteden yeni mezun olmuş, akılları bir karış havada stajyer öğretmenlerle enstitülerde eğitim (sözde) devam etmekteydi.
 Cumhuriyetin kurulmasından sonraki en büyük devrim/yenilik (adına ne derseniz deyin) bu şekilde heba edildi… ‘’Üretimin yüce bir değer’’ sayılmadığı hiçbir eğitimin başarılı olma şansı yoktur. Yakın tarihimiz bunun en canlı örneğidir…
                                                                                                                                                  

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • ATAM SAMSUN'A ÇIKTIĞI ZAMAN - 17 Mayıs 2025
  • ÜRETİM YÜCE BİR DEĞERDİR - 15 Nisan 2025
  • BENDEN SELAM SÖYLE ANADOLU'YA (248 sayfa) - 04 Şubat 2025
  • MAVİ GÖZLÜ  DEV ADAM ( II ) - 14 Ocak 2025
  • SONBAHARDAN HABERLER - 04 Aralık 2024
  • ADIN YETER - 07 Kasım 2024
  • TÜRKÇEDİR BENİM ADIM - 23 Eylül 2024
  • AĞUSTOS GÜNEŞİ - 13 Ağustos 2024
  • SARI ÖKÜZÜ VERMEYECEKTİK… - 22 Haziran 2024
  • ANNE OLMAK    - 12 Mayıs 2024
  • ÜLKEME UMUTTUN - 15 Nisan 2024
  • İLGİ - 28 Mart 2024
  • DİREN TABELAM DİREN! - 16 Mart 2024
  • ANADOLU KOKARDI - 06 Mart 2024
  • ÖZLEMİŞİM - 21 Şubat 2024
  • G E O M E T R İ (hendese) - 03 Ocak 2024
  • YAZMAK - 20 Aralık 2023
  • OKUMAK - 18 Aralık 2023
  • OKUMAK - 01 Aralık 2023
  • ÇAKIR DEDEM - 22 Kasım 2023
  • 1
  • 2
  • 3
Köşe Yazarları
Barbaros Baltacı
Barbaros Baltacı
ÇİLE BÜLBÜLÜM ÇİLE
KAMUOYUNA ÇAĞRI 7537 SAYILI KANUN İLE ENGELLİLERİN BAĞIMSIZ HAREKETİNE GETİRİLEN SINIRLAR
Gül Ustabaş Genç
KAMUOYUNA ÇAĞRI 7537 SAYILI KANUN İLE ENGELLİLERİN BAĞIMSIZ HAREKETİNE GETİRİLEN SINIRLAR
Şükrü Zeki Demirel
Şükrü Zeki Demirel
TÜİK İLE RTÜK
DAVUL ÇALIYOR "18 MAYIS 1919" DİYE
A. Yaşar SARIKAYA
DAVUL ÇALIYOR "18 MAYIS 1919" DİYE
Yanan sadece ormanlarımız mı vicdanlarımız mı?
Doğan ÖZDEMİR
Yanan sadece ormanlarımız mı vicdanlarımız mı?
ATAM SAMSUN'A ÇIKTIĞI ZAMAN
Salih Koç
ATAM SAMSUN'A ÇIKTIĞI ZAMAN
EV KADINI…
Yaşar Eren
EV KADINI…
YAHUDİ FANATİZMİ ve İSRAİL - İRAN SAVAŞI
Cengizhan ERSOY
YAHUDİ FANATİZMİ ve İSRAİL - İRAN SAVAŞI
HAYATIN ACIMASIZ YÜZÜ
Çetin TEK
HAYATIN ACIMASIZ YÜZÜ
HAİN…
Salim AKBAŞ
HAİN…
MERHABA SEVGİLİ DOSTLAR
Türkan DİNÇER
MERHABA SEVGİLİ DOSTLAR
30 AĞUSTOS
Erkan Turan
30 AĞUSTOS
MODERN OLİMPİYAT OYUNLARI CİTİUS-ALTİUS – FORTİUS GEÇEN HAFTANIN DEVAMI-
R.Necdet KANAL
MODERN OLİMPİYAT OYUNLARI CİTİUS-ALTİUS – FORTİUS GEÇEN HAFTANIN DEVAMI-
Çok Okunan Haberler
METEOROLOJİ UYARDI KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA GELİYOR
METEOROLOJİ UYARDI KUVVETLİ RÜZGAR VE FIRTINA GELİYOR
SİNOP İŞKUR'DAN PERSONEL ALIMI DUYURUSU!
SİNOP İŞKUR'DAN PERSONEL ALIMI DUYURUSU!
İL BAŞKANI ÜÇÜNCÜOĞLU'NDAN DİYOJEN'Lİ GÖNDERME!
İL BAŞKANI ÜÇÜNCÜOĞLU'NDAN DİYOJEN'Lİ GÖNDERME!
Ana Sayfa
GÜNDEM
ASAYİŞ
MEDYA
EKONOMİ
SAĞLIK
EĞİTİM
SİYASET
KÜLTÜR-SANAT
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Yerel Haberler
Arşiv
Hava Durumu
  • ASAYİŞ
  • ÇEVRE
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GÜNDEM
  • MAGAZİN
  • MEDYA
  • SAĞLIK
  • SİYASET
  • SPOR
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Yerel Haberler
  • Arşiv
  • Hava Durumu
Google Play
ücretsiz indirin
App Store
ücretsiz indirin

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.