Şükrü Zeki Demirel

Şükrü Zeki Demirel

ŞEYTANIN GÖR DEDİĞİ
sukruzekidemirel@gmail.com

APTALLIĞIN TEORİSİ

29 Eylül 2022 - 00:00

Bugün bir bilim insanının, bir TEOLOG 'un teorisini paylaşmak istiyorum sizinle. 
WhatsApp grubumuzdan bir arkadaş göndermiş ve ülkemizdeki bugünkü durum ile ilişkilendirerek paylaşmıştı bizimle.
İlginç, ilginç olduğu kadar da doğruluğu kanıtlanmış bilimsel bir teoridir bu. 
Almanya'nın ikinci dünya savaşı sürecinde tarihinin en karanlık dönemini yaşamasını irdeliyor. 
Toplumsal davranış şeklinin ve nedenlerinin araştırıldığı teoriden dilerim hepimiz bir ders çıkarır ve demokrasiye geçiş yollarını buluruz.
Dietrich Bonhoeffer teorisi ;
Almanya ikinci dünya savaşı sürecinde tarihinin en karanlık döneminden geçiyordu.
Masum insanların dükkanları taşlanıyor, kadınlar ve çocuklar zalimce sokak ortasında aşağılanıyordu vb.
Genç bir TEOLOG ;
Dietrich Bonhoeffer bu zalimliğe itiraz etti ve bu sebeple hapse atıldı.
Hapisteyken bu konu üzerinde uzun uzun düşündü.
Sayısız filozof, şair, fikir insanı ve bilim insanı çıkaran bu kültür nasıl olur da  "organize kötülüğün, zalimliğin, korkaklığın, cehaletin ve suçun merkezi " haline gelmişti ?
Bonhoeffer " sorunun kökeninde kötülük değil aptallık yatıyor " dedi.
Hapisteyken yazdığı mektuplarda " aptallığın yarattığı kötülüğün diğer tüm kötülüklerden daha tehlikeli olduğunun" farkına vardı. 
* Kötülüğü protesto edebilirdiniz, karşı argümanlarla kötülükle mücadele etmeniz mümkündü.
* Fakat " organize olmuş ahmâklar sürüsüne karşı " yapabileceğiniz hiçbirşey yoktu.
* Ne protestolar, ne zorlama onlara etki etmiyordu.
* Mantıklı gerekçeler sunduğunuzda da, önce reddediyorlar, reddedemeyecek hâle geldiklerinde ise gerçeği önemsizleştiriyorlardı.
* Aptal insanlar hallerinden memnundurlar ve saldırıya hazır haldedirler.
* Saldırıya geçtiklerinde kötü insanlardan çok daha tehlikeli olurlar.
" Bonhoeffer " aptallıkla mücadele edebilmek için önce onun doğasını anlamaya çalıştı ;
* Aptallık bir zeka problemi değil ahlâkî bir problemdi.
* Entellektüel birikimi olduğu halde aptal olan insanlar vardı.
* İlk etapta " aptallığın " doğuştan gelen bir maraz olduğu düşünülür, fakat bu da yanlıştı.
* İnsanlar belli şartlar altında aptallaşıyorlardı, daha doğrusu başkalarının kendilerini aptallaştırmasına izin veriyorlardı.
* Yalnız insanlarda bu maraz daha az görülüyordu.
Buradan yola çıkarak "aptallığın" psikolojik değil sosyolojik bir sorun olduğu sonucuna vardı.
* Güçlerin birisinde toplanması arzusuna politik ve dinî hareketlerde çok sık rastlanırdı.
* Aptallık hastalığının bulaştığı yerler böylesi gruplardı.
* Ahmâklar ve diktatörler arasındaki muazzam korelasyon, ikisini de birbirlerine ihtiyaç duyar hale getiriyordu.
*İnsanların ahlaki ve entellektüel birikimleri bir anda yok olmuyordu.
* Diktatör gücünü artırdıkça, aptallar o gücün büyüsüne kapılıyor ve bağımsız düşünme yetisini kaybediyordu.
* Aptallar, gözlerine sokulan tüm gerçekleri inatla reddediyorlardı.
* Aptallarla konuştuğunuzda bir insanla değil, sloganlarla konuşmaya  ayarlanmış bir robotla konuştuğunuz hissiyatına kapılıyordunuz.
* Büyülenmiş gibiydiler...Değil kötülük yaptıklarını, ne yaptıklarını bile bilmiyorlardı.
* Aptalları bu katotonik uykudan çıkarmanın tek yolu " bağımsız ve özgür olmalarını " sağlamaktı.
Ama,
* 9 Nisan 1945 günü sabaha karşı Bonhoeffer 'i bir toplama kampının darağacında asarak öldürdüler...
Dolayısı ile "politik ve dinî hareketlerde rastlanılan, lidere ya da diktatöre vecd halinde tapınma aşaması ile döngü tamamlanmıştı.
" Kötülük yaptıklarının da ayırdına varamadan, liderlerinin emrinde, onların isteklerini sorgusuz ve vicdan muhasebesi yapmaksızın " yerine getirmişti.
* Bu toplumsal aura diktatörlerin varoluş vasadı idi.
" Bonhoeffer " toplama kampında asılmadan hemen önce gardiyana " yaptığımız herşeyden sorumluyuz " demişti.
Nitekim
" Nazizmin kurucuları Hitler ve Goebels " yenilgi sonrası intihar edecekler, cesetleri yakılıp bir nehirde yokluğun karanlığına dökülecektir.
" Bonhoeffer " ise, doğruluğu tarih boyunca defalarca kanıtlanan teoremi ile anılıp yüceltilerek saygıyla anılmaya devam ediyor.
Şimdi bizler ülkemizde yaşananlara ve ülkemizin geldiği noktaya baktığımızda " Aptallık Teorisi" ni ülkemiz koşullarına, özelliklerine göre değerlendirilerek yeni çıkış yolları, mücadelede yöntemleri bulunabilir, örgütlenmemizi genişletebilir miyiz ?
Ne dersiniz ?

Not: Paylaşımı yapan Nizamettin Karataş'a çok teşekkür ederim.

Bu yazı 479 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum