Siyasi iktidar tarafından her yandan kuşatma alınmaya çalışılan, başta Cumhurbaşkanı adayı olan İmamoğlu olmak üzere diğer belediye başkanları, siyasetçiler, bürokratlar, onlara destek veren gençler, kadınlar, hatta çocuk yaştakiler, genç-yaşlı babalar, dedeler cezaevlerine dolduruldular türlü gerekçelerle. Göründüğü kadarı ile haklarında ciddiye alınabilecek kanıtlar yok, hatta iddianameler yok, hazırlanan iddianamelerin içleri de boş.
Herkes, arkadaşlarımız, kahvehanelerde, parklarda, çay bahçelerinde, sahil kıyılarında oturanlar olan bitene bir anlam veremediklerini konuşarak, “bu kadar da olmaz artık” diyerek siyasi iktidarı eleştiriyorlar. Hem baskı ve zulümden, tabii ki zalimden konuşuyorlar, hem de her gün biraz yoksullaştıklarını anlatıyorlar. Çay bahçelerine baktığımızda çok az emeklileri görüyoruz. Daha çok park kanepelerini tercih eder durumdalar. 15-20 lira çay parasından kaçar oldular.
Peki, bu durum daha ne kadar sürer? İşin sonu nereye kadar gider? Parktaki emekliler teker teker rahmetli oluyorlar. Yerleri ise hiç boş kalmıyor. Bir giderse iki emekli geliyor. Geçen yıllarda daha iyi koşullarda yaşayan emekliler bile çay bahçesinde otururken diken üstündeler, yanlarına bir arkadaş gelir korkusu ile yaşıyorlar. Böyle giderse onları da park kanepelerinde otururken göreceğiz. Bizler de bu gruba dâhiliz bu arada.
Tüm bu zorlu koşullar içinde yine de yeterli olmasa da yurttaşların yüz binlercesi, hatta milyonlarcası CHP önderliğinde sokaklardalar, etkinliklerdeler, protesto yürüyüşlerindeler.
*Yeterli mi diye sorarsanız eğer “HAYIR” derim.
*”Soranlara “sensiz bir kişi eksiğiz” derim.
*“Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz” derim.
*”Hak verilmez, alınır” derim.
*”Zincirleri bir gün mutlaka kıracağız” derim.
*”Yüz yıl önce başardık, yine başaracağız” derim.
*”68 ve 78 kuşağının ruhunu yine getireceğiz” derim.
Ancak önce siyasi iktidarın, cumhur iktidarının kuşatmasını kırmamız gerek. Ayrışarak değil, birleşerek. Öncelikle ana muhalefet partisi etrafında tüm demokratlar, sosyalistler, komünistler bir yumak haline gelerek.
Ama öncelikle CHP’nin kendi içinde çıkan sorunlara, kargaşaya, koltuk kavgalarına son vermelerini talep ederek, Truva atlarını yakmalarını ısrarla zorlayarak. Partinin kendi içinde daha radikal kararlar almasını isteyerek CHP’nin bu kuşatmadan çıkmasını ve halk ile birlikte iktidar yürüyüşünü sürdürmesini, tamamlamasını ve iktidara sahip olarak gerici, faşist yönetim ve yöneticilerden kurtulmamamıza önderlik yapmasını talep ederek.
CHP’nin karşısına hukuksuz bir şekilde, geçerli gerçek tanık ve kanıtlar olmadan, ele geçirdikleri yargı sistemi ile çıkanlar, CHP’yi kapatmaya kadar gidecek BUTLAN ya da KAYYUM’lar sürecini başlatanlar, şüphesiz avuçlarını yalayacaklar. Bunu daha önce deneyenler de olmuştu. Geriye dönüp tarihe bir baksalar iyi olur. 1957-1960 arası Demokrat partisi denemişti. Sonu da hüsran olmuştu.
CHP’nin gerçekte ne Özgür Özel’e, ne Kemal Kılıçdaroğlu’na, ne de başkalarına ihtiyacı yoktur. Partiyi en iyi yöneten lider ve kadrolara ihtiyacı vardır. Bugün tam halk ile buluşma aşamasına gelmiş CHP’yi karıştırmaya yeltenenleri her zaman olduğu gibi sırtından yine atacaktır. Çünkü CHP’ni şuan ki tabanı 68 ve 78’ lilerden oluşmaktadır. Ve uyuyan dev uyanmakta, bu günlerde gerinmektedir.
30 Haziran duruşmasından nasıl bir karar çıkarsa çıksın CHP’yi kimse teslim alamaz, KAYYUM ‘lara teslim edilmez.
Tek yürek olarak başta Genel Merkez olarak tüm İL, İLÇE ve BELDE binalarımız partililerce koruma altına alınacak, kesinlikle teslim edilmeyecektir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine uzanacak eller mutlaka kırılır.
HODRİ MEYDAN!



