Bizde bir söz vardır bilirsiniz; “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar!”
Her ne kadar söz bizim topluma özgü ise de kıyametin koptuğunu hiç görmedim. Her sektörde, her ortamda ekonomik, sosyal, siyasal anlamda dökülüyoruz ancak kıyamet falan koptuğu yok. Kafasını kaldıranın kafası eziliyorsa, konuştuğu için cezaevi yolu görünüyorsa, eleştirdiği için hain ilan ediliyorsa elbette ki insanlar bir korku çemberine hapsolunurlar. Çünkü kurtuluş için örgütlü olmak gerekir, omuz omuza yürümek gerekir, en önemlisi de bedel ödemeden kurtuluşun mümkün olmadığının bilincinde olmak gerekir.
Uzun zamandır ülke gündeminden başımızı kaldırıp Sinop’ta neler oluyor, özellikle Sinop Üniversitesinde öğrencilerin ne sorunları olduğunu ve çözümler konusunda önerilerimiz nelerdir diyemedik. Kısaca “Sinop Üniversitesinde öğrenci olmak nedir ?” diye kendimize sormadık.
Aslında ülkenin her üniversitesinde sorunlar aynı. Bu sorunlar her geçen yıl katlanarak artıyor. Siyasi iktidarların yap-boz tahtasına çevirdikleri eğitim sistemimiz zaten çökmüş durumda. Kreşlerden üniversitelere çocuklar, gençler bu sorunlar ile boğuşup duruyorlar.
Özellikle yarının Türkiye’sinde her alanda görev alacak bu gençlerin sorunlarını çözecek, yaşamlarını kolaylaştıracak ne siyasi iktidarlar var, ne de üniversite yönetimleri.
Barınma sorunundan beslenmeye, ulaşım sorunundan taleplerini ifade etmeye çabalayan, günü nasıl kurtarırım hesabı yapan öğrenciler sosyal ilişkilerde de son derece kötü durumdalar.
“Çözüm için ne yapmak gerekir?” diye kentin yazar, çizer, akil insanları oturup tartışmalı ve örgütlü bir şekilde öncelikle çözümler konusunda üniversite yöneticilerine baskı yapmalıdırlar. Sinop özelinde ise öğrenciler taleplerini yine örgütlü bir şekilde yetkili ve sorumlulara mutlaka anlatmanın yollarını zorlamalılar.
Son bir hafta içinde “Bilim Kültür ve Eğitim Öğrenci Kulübü’nün hazırladıkları, T.C. Gençlik Ve Spor Bakanlığı, ÜNİDES ve Sinop Üniversitesi tarafından desteklenen “BİR ŞEHİR İKİ KUŞAK” projesine katıldık. Öğrencilerle tanıştık, öğretim üyeleri ile sohbet etme olanağı bulduk. Son derece yararlı bir etkinlik oldu. Gönül isterdi ki daha fazla katılım olsaydı.
Bu etkinliklerden aldığım izlenimler ve bilgiler sonrası şimdi birkaç soru sormak ve öneri sunmak istiyorum;
Ülkemizde, yasalarda belirtildiği halde üniversiteler dâhil bazı kamu kurumlar idari ve mali yönden özerk olması gerekirken ne yazık ki tamamen siyasi iktidarların insafına terk edilmiş durumdalar. Bu durum kurum yöneticilerinin de işine gelmekte, taleplerin yerine getirilmesi konusunda yönetmelikler, tasarruf tedbirleri öne sürülmekteler. Böylece başlarını ağrımaktan kurtarmış olduklarını zannetmektedirler. Tabii ki öğrencilerin vebalini üzerlerinde taşıdıklarını da unutarak.
*Ulaşım konusunda Sinop Üniversitesi elindeki servis araçlarından bir veya ikisini personel servis saatleri dışında ve saat başlarında karşılıklı ve ücretsiz olarak öğrencilerin kente ulaşımı için tahsis edemez mi? Genelde yoksul aile çocukları olan öğrencilerin hem ulaşım sorunları çözülmüş olur, hem kent ile öğrencilerin buluşmaları sağlanır, hem de öğrenci bütçelerine önemli bir katkı sağlanır. Sonuçta servis araçları sabah ve akşam servisleri dışında yatmaktadır.
*Beslenme sorunlarının çözümü, kampüs içinde yemekhanelerin sayısı artırılarak, hijyene dikkat edilerek, yemeklerin kalite ve çeşitliliği artırılarak, yemek ücretlerinin maliyetine çekilerek rahatlıkla sağlanabilir. 15 bin öğrencisi olan üniversitenin maliyetleri günümüzde dahi asgari düzeye çekilebilir. Hani derler ya, “sürümden kazanırsın” diye, aynen böyledir.
*Barınma sorunları öğrenciler için büyük bir dert. Evet, yurtlar var. Pansiyonlar var, evler var. Ancak ücretler ortada. Kimse demiyor ki bu ücretler pahalı, bu kiralar ile okumak imkânsız demiyor. Bu sorun da Üniversite kampüsü içinde yurt binaları yaparak rahatlıkla çözülebilir. Yüzlerce dönüm araziye yeter sayıda ve günümüz koşullarına uygun, en fazla ikişer kişilik odalar yaparak öğrencileri gerçekten rahatlatacak projeler uygulanabilir.
Sakın kimse üniversitenin parası yok, bütçesi elverişli demesin. Yanlış da anlaşılmasın, 2500 kişilik cami projesi için para bulunup uygulanabiliyorsa diğer yatırımlarda uygulanabilir. Yeter ki istensin.
Tüm bunların yapılabilmesi için taleplerin öncelikle öğrencilerden gelmesi gerekir. Öğrenci derneklerinin kurulması, sayılarının artırılarak örgütlenilmesi, bu örgütleri aracılığı ve demokratik kitle örgütleri ile kuracakları bağlantı sonucu onlardan alınacak destekler ile yönetimler üzerinde baskı kurulması projelerin gerçekleşmesi anlamına gelir.
Herkesin göstereceği biraz cesaret sorunların büyük bölümünü çözecektir.
Yeter ki kentimize gelen bu gençleri kendi evlatlarımız olarak düşünelim, “Sinop Üniversitesinde öğrenci olmak nasıldır?” diye kafa yoralım.




8-10 yıl önce Sinop ve bazı belediyelere Yardım vakfı kurarak ,Hiç yoksa sabahları ,proteini yüksek ekmek ve çorba verelim .Halk olarak yardım edelim isteğinde bulunmuştur. Ayrıca ,sayın valimiz ve milli eğitim müdürlüğünün Boş bir arazide kiralanarak Deprem zedelerden alınan yüksek izalasyonlu konteyner barınma yeride kurulabilir