Şükrü Zeki Demirel

Şükrü Zeki Demirel

ŞEYTANIN GÖR DEDİĞİ
sukruzekidemirel@gmail.com

ÜLKENDE YABANCI OLMAK!

21 Eylül 2022 - 20:23

Beş gün önce, cumartesi günü çok özlediğim aslan parçası torunumu görmek amacı ile İstanbul aktarmalı uçak ile Bodrum'a yola çıktım. 
Yaklaşık bir buçuk yıldır ayrılmamıştım Sinop'tan. Tüm ülkenin durumunu Sinop'ta olduğu gibi düşünmüş, kendimi de bu onbeş günlük seyahate düşündüğüm gibi hazırlamıştım.
Evet, hayat pahalılığı aynı, suratlar asık, gönüller yorgun, umutlar tükenmiş gibiydi tüm ülkede. Daha fazlasını düşünmemiştim gerçekten. Daha kötü neler olabilirdi ki ? 
İstanbul havaalanına indiğimde anladım değişimi. Aktarma süresini beklediğim iki saat içinde gerçekler tek tek suratıma çarpmaya başlamıştı. Öncelikle, kendimi bilmesem, ortamı tanımasam hangi havaalanında olduğumu anlayamazdım. Çünkü en az konuşulan dil TÜRKÇE, en fazla konuşulan diller ARAPÇA, RUSÇA, İNGİLİZCE idi. Gözlerimle gördüklerim ise yine ARAPLAR, RUSLAR ve diğer AVRUPALILAR idiler. 
Yerhizmetlerinde gördüğüm ise fahiş fiyatlardı. Yanlış mı görüyorum diye gözlerimi uğuşturarak tekrar baktığım etiketlerde de bir dilim şu böreğinin 80 ₺, bir şişe küçük suyun 50 ₺, bir simidin 45 ₺ olduğunu içim burkularak okudum. Akıl almaz fiyatlar havalarda uçuyordu. Bir tek ürünün fiyatları piyasa ile aynıydı. Gazeteler aynı fiyatla satılıyordu.Ancak onlarıda alanları hiç görmedim. 
Başka bir dünyada, başka bir gezegende, bilmediğim bir ülkede idim sanki. Neyseki sadece iki saat kalmıştım orada.
Bodrum uçağına bindiğimde ise manzara pek farklı değildi aslında. Uçağın neredeyse üçte ikisi ARAP ve RUS yolcular ile doluydu. Öylesine rahatlardı ki, sanki kendi ülkelerinde, kendi kültürlerine göre hareket ediyor, özgürce istedikleri tavrı sergileyebiliyorlardı. Belkide kendi ülkelerinde yapamadıklarını gözümüzün içine bakarak yapıyorlar, özellikle ARAP 'lar bizlerden intikam alıyorlar gibiydiler. 
Gerek İstanbul havaalanında, gerek uçakta, gerekse Bodrum'da bir şeyi, SINIF farklılığını çok net hissediyorsunuz, dahası hissettiriyorlar. Aslında genel olarak EMEKÇİ olmaktan hiç kurtulamamış bu yabancılar bizim ülkemizde, bizlere SINIF atlamış burjuvalar gibi tepeden bakıyorlar. Neden ? Sadece PARANIN gücüyle.
Ben, şahsen üzüldüm ama ezildiğini hissetmedim. Çünkü ömrüm boyunca düzenle mücadele içindeydim, gönlüm rahattı.
Bodrum'a gittiğimde torunuma kavuşmanın sevinci, hasret gidermenin heyecanı ile unuttum tabii ki her şeyi. Ancak Bodrum merkezde gördüklerim yeniden gerçeklerle yüzyüze getirdi beni. Yine aynı tavırlar, tepeden bakmalar, küçük görmeler vardı. Ama beni asıl üzen, çoğunluk esnafımızın onlara karşı yapmacıklı tavırları, tarzanca yılışmaları, bir külâh dondurma, bir porsiyon döner, bir şişe şarap satabilmek için neredeyse önlerinde attıkları taklalar üzdü beni.
Bu kadar mı kötü durumdayız ? Bir buçuk yıl içinde bu kadar mı değişir ülkeler, kentler, insanlar, yurttaşlarımız ?
İyi olan şeyler de var kuşkusuz. Örneğin, hep Sinop'ta da olmasını istediğim Belediyelere ait kafeler ve halk plajları. Sayıları yeterli olmasada Bodrum'un her beldesinde halkın ulaşabildiği ücretsiz veya piyasaya göre daha uygun fiyatlarla faydalandığı tesislerde hizmetler çok iyi, güleryüzlü ve temiz. Bu ortamda oralarda çalışan emekçiler yapabildikleri kadar güleryüzlüler üstelik. 
Keşke Sinop'ta da olsa. Keşke, eski çekek yerine yapılan parkta da yapılabilse. Hatta aşıklar caddesindeki parka da önce İSİM verilse de, yine içinde bir BELEDİYE kafesi olsa. Hem ne oldukları belirsiz kimilerinin işgallerinden kurtulur, hem diğer işletmeler arasında fiyat dengeleri sağlanır, hem de istihdam yaratılmış olur.
Ne dersiniz ? Birgün görür müyüz bu kafe ve plajları ?
Özellikle Bodrum için bir tesbitimi de söylemeden geçemeyeceğim. Bodrum gerçekten Bodrum olmaktan çıkmış, nüfus arttıkça küçük İSTANBUL olmuş, bu değişik sırasında da birçok değerini, ahlakını, güzelliklerini de kaybetmiş durumda. 
Biraz bencillik yapıp önce yakında 5 yaşına girecek torunumu düşünerek kaygılarımı belirtmem gerekiyor. Onu o ortamda büyütmek hiç kolay olmayacak çocuklarım açısından. Her türlü kötülüğün kol gezdiği, ahlaksızlığın yaşandığı, gençler için çok teklikeli olan uyuşturucu ve alkol bataklıklarının çoğaldığı Bodrum'da tüm anne-babalara, dedelere, ailelere kolaylıklar diliyorum. Çok dikkatli olsunlar, çocuklarına, torunlarına sahip çıksınlar, sonunda üzülmesinler.
Memleketimden manzaralar bunlar. İşimiz zor, yolumuz engebeli ve uzun. Bu pisliklerden, kötülüklerden, ahlâksızlıklardan bir an önce kurtulmamızı  diliyorum.
Haklarımıza, özgürlüğümüze, ahlâkımıza sahip çıkalım, ezdirmeyelim kendimizi.
ÜLKEMİZDE YABANCI OLMAYALIM !
Torunumu bekliyorum. Kreşten çıkıp gelecek ve yine beni yoracak aslan parçası.

Bu yazı 260 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum