Cengizhan ERSOY

Cengizhan ERSOY

PENCEREMDEN
cengizhanersoy@gmail.com

SİNOP'UN KÜLTÜREL MİRASI HELESA GELENEĞİ

19 Nisan 2022 - 17:07

İslâm âleminde onbir ayın sultanı olarak nitelendirilen Ramazan ayı;
başta oruç tutmak üzere yaşatılmakta olan dinî ritüellerin,
hoşgörü, sosyal birliktelik ve yardımlaşma duygularının ön plânda
yer almış olduğu, yüzyıllardan süzülüp günümüze ulaşan bazı yerleşik
geleneklerin de devam ettirildiği, insana huzur veren bir güzel aydır.
Bu güzel ayın içerisinde; manevi yönden anlam katılması adına
ülkemizin çeşitli yerleşim bölgelerinde yöresel geleneklerin
kültürel olarak yaşatılarak devam ettirildiği görülür.
Bu anlamda; İslâm’ın yardımlaşma ve paylaşma felsefesi temeli
üzerinden yaşatılmakta olan geleneklerden biri de
 Sinop’a özgü olduğu bilinen ve her yıl Ramazan ayının
on beşinden sonra iftar bitimi akşamlarında gerçekleştirilen
‘’ Helesa/ Sellime Çıkma ‘’ diye adlandırılan etkinliktir.
Son yıllarda Sinop Belediyesi’nin de desteği ve halkın gönüllü
katılımlarıyla müzik ve mâniler eşliğinde bir çeşit seremoni olarak
yapılan gösteriler Sinop’un Ramazan akşamlarına ayrı bir renk katar.
Yaşanılmakta ve yaşatılmakta olan manevi iklimin etkisiyle de olsa gerek
bu ritüellerin seyrinde ayrıca kişisel bir haz duyulur.
Helesa geleneğinin nereden kaynaklandığı hususunda  
günümüze intikal etmiş somut veriler olmamakla birlikte,
rivayetlere dayalı bilgi ve anlatımların aktarılarak işlendiği
bilinmektedir. Helesa’nın köken hikâyesini oluşturan müşterek
unsurlar arasında Sinop, deniz ve denizciler yer alır.
Anadolu karası, Karadeniz’in en kuzey uç noktasında,
üç tarafı denizle çevrili olan güzide kent Sinop; Karadeniz kıyı
şeridinde güneye bakan tek korunaklı limana sahip bir şehirdir.
Karadeniz’in o coşmuş olduğu fırtınalı günlerinde denizciler
Sinop Limanına sığınarak soluk almaktadırlar.
Günümüze intikal eden rivayetlere göre; bir zamanlar yelkenli gemiyle
Karadeniz’de seyreden ve olumsuz koşullar neticesi fırtınaya yakalanıp
uzunca süre güvenli Sinop Limanına sığınmak durumunda kalan
gemi personelinin bir süre sonra yiyecek stoklarının sona ermesi ve
buna bağlı sıkıntıya düşülerek yardıma ihtiyaç duyulması neticesinde
karaya çıkılıp halktan yardım talep etmek zorunda kalınır.
Sıkıntıda olan denizciler; içinde bulundukları güç koşulları
aşabilmek için onurları adına dilenmek yerine, kendilerince
güzel ve ince bir plânla Sinop halkından yardım istemek yoluna giderler.
Bu kapsamda; geminin kaptanı önderliğinde bir filikayı süsleyip
fenerlerle şehir içinde kapı kapı dolaşarak mâniler eşliğinde
halktan yiyecek ve yardım toplama girişiminde bulunurlar.
Denizcilerin bu güzel yardım toplama eylemi karşısında sosyal
yardımlaşma adına Sinop halkı gereken içten desteğini verir ve
yapılan yardımlarla denizcilere bir nebze de olsa mağduriyetlerini
önleyici katkıda bulunulmuş olur.
Günümüzde Ramazan aylarında bir tür eğlence gibi algılansa da
Helesa geleneğinin temelinde insani ortak paylaşım ve sosyal
yardımlaşma ruhu bulunmaktadır.
Özellikle Ramazan ayı günlerinde kültürel olarak yaşatılmaya
çalışılan bu gelenek kapsamında yapılan gösteriler seyrinde
belirli bir ritimle koro halinde söylenmekte olan mânilerden;
Bismillahla başlayalım
Ayva dalı taşlayalım
Bu yıl burda kışlayalım
Helesa yelesa
Heyemola yusa hop,
 
Ahçımızın adı Tayyar
Bir kepçe koyar iki sayar
Bununla gemici doyar

Hasan ağbi geldik size
Hatırın kalmasın bize
Bahşişi çok gönder bize
Helesa yelesa
Heyemola yusa hop.
dizeleri ve diğer mâniler unutulmazlar arasında yer almakla coşku seli yaratır.

Bu anlamda son yıllarda Sinop yerelinde; her yıl Ramazan akşamlarında
 iftar sonrası yapılan etkinliklerde Helesa Grubunun başında kaptan rolüyle müzik ve
mâniler eşliğinde renkli sunumlarıyla bu güzel geleneği başarılı bir şekilde devam ettirmiş olan
güzel insan başta merhum Av.Vural Etyemez olmak üzere Sinop sevdalısı
hemşehrimiz değerli Murat İlkılıç’ın katkıları asla inkâr edilemez.
Helesa geleneği; Kültür ve Turizm Bakanlığınca Somut Olmayan Kültürel
Miras Türkiye Ulusal Envanteri’ne dâhil edilmiştir.
Dileğimiz, bu güzel geleneğimizin bundan sonraki süreçte de önderleri çizgisinde
kültürel anlamda devam ettirilerek yaşatılmasıdır.







 









 

Bu yazı 492 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum