Cengizhan ERSOY

Cengizhan ERSOY

PENCEREMDEN
[email protected]

CUMHURİYETİMİZİN 100. YILI

28 Ekim 2023 - 16:07 - Güncelleme: 13 Aralık 2023 - 22:58

Dile kolay tam 100 yıl geçti, bir başka deyişle açıkçası bir asır.
Yıl 2023 ve bu yıl, büyük Türk Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün;
yıkılıp yok edilen Osmanlı Devletinin enkazı üzerinden iç ve dış
düşmanlara rağmen hayâl dahi edilemeyecek kadar
en zor şartlarda, vatansever Türk Milletini ayaklandırıp,
şahlandırarak tüm dünyaya karşı benzeri görülmemiş
 bir mücadele neticesinde bağımsız, onurlu bir devlet olarak
Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduğunun onurlu ve asırlık yıl dönümüdür.
Bu topraklarda yaşayan her Türk vatandaşı
bunun bilincinde olup, kesinlikle kıvanç duymalıdır.
***
Günümüz Türkiye’sinde; bazı rejim karşıtı Atatürk ve Cumhuriyet
düşmanları tarihsel kazanımları iteleyip, öteleyerek gerçekleri
yok saymaya, yandaşlarına yanıltıcı, yalan ve yanlış
bilgiler enjekte etmeye çalışsalar da tarihsel gerçeklerin
üzeri asla örtülüp, saptırılamaz.
Türkiye Cumhuriyeti devleti; Birinci Dünya Savaşı neticesinde
dönemin emperyalist ve işgalci güçleri karşısında aciz kalıp
yenik düşmesiyle teslim olan Osmanlı Devleti’nin yerine
Anadolu’da Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde,
dünyada eşi ve benzeri olmayan inanılmaz mücadeleler
 verilerek kurulmuştur.
Hiç unutulmasın ki; Osmanlı’nın son padişahı
 hain VI. Mehmet Vahdeddin’in
‘’ Bir millet var koyun sürüsü, ona bir çoban lazım o da benim ! ‘’ 
diyerek halkı insafsızca aşağılayıcı bir ifadeyle sürü olarak tanımlayan
düşüncesi ve söylemine karşı  ‘’ kul ‘’ olarak yönetilen ve aşağılanan
Anadolu halkı zincirlerinin Mustafa Kemal Atatürk tarafından
kırılması neticesinde, yıkılan ve yok olmuş bir devletin külleri
üzerinden kurulan yeni devletin, vatandaşı birey olarak
ön planda tuttuğu yönetim sisteminin adı olmuştur Cumhuriyet.
***
Savaş sonrası kurtuluşla yeniden yapılanma süreci yolunda;
28 Ekim 1923 günü, dava arkadaşlarını
Çankaya Köşkünde bir akşam yemeğine davet eden Atatürk;
‘’  yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz ‘’
diyerek düşüncelerini açıkça beyan eder.
O akşam, birlikte toplantıda bulunanlar arasında yer alan
başta İsmet Paşa olmak üzere, Sinop Mebusu
Kemalettin Sami Paşa ve diğer katılımcıların
bu düşünceye destek vermeleriyle bir yasa önerisi hazırlanır.
1921 Anayasası’nın 1. Maddesine ‘’ Türkiye Devleti’nin
Hükûmet şekli Cumhuriyettir ‘’ ifadesi eklenerek
yasal temeller atılır ve ertesi gün 29 Ekim 1923 tarihinde
TBMM’nin saat 18.00’de başlattığı görüşmeler neticesinde
yapılan oylamayla, katılımcı 158 milletvekilinin tümünün
oylarıyla  ‘’ Yaşasın Cumhuriyet ‘’  sesleri altında ve sevinçle
Cumhuriyet yönetimi kabul edilip, Gazi Mustafa Kemal Paşa
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olarak seçilir.
Aynı yasa önerisinde; hâkimiyetin kayıtsız ve şartsız milletin
olduğu, resmi dilinin Türkçe, başkentinin Ankara olduğu
hükümleri de onaylanır. 
Böylelikle  egemenlik saraydan ve saltanattan alınarak
asıl sahibine yani halka teslim edilmiş olunur.
                                               ***
Cumhuriyet, sarayın ve saltanatın halkı sürü olarak değerlendirip yok
sayan aşağılayıcı düşüncesine karşı Türk Halkını onurlandıran ve
kimlik kazandırıcı bir devrimdir.
Aynı zamanda  "Ulusun, egemenliği kendi elinde tuttuğu, bunu
belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı
bir yönetim biçimidir.
Cumhur halktır, cumhuriyet yönetimi de yalın ve özet anlatımla
halkın devlet yönetiminde söz hakkına sahip olması demektir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu ebedi tek liderimiz
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyet üzerine yorumlayıp
çok doğru söylemlerine katılmamak mümkün değildir ve
günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Atatürk’ün ;
‘’ Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için
 kan döktük. İcabında müesseselerimizi müdafaa için
 lâzım olanı yapmağa hazırız.
Ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler,
mensublar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat,
medeniyet tarikatıdır.
Bir gün, İstiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen,
vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve
şeraitini düşünmeyeceksin.
Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. ‘’
söylemlerinin bir kez daha hatırlanması ve asla unutulmaması
gerektiğini düşünüyorum.
                                               ***
Tüm bu gerçeklere rağmen; günümüz Türkiye’sinde
yaşanılanlar ise inadına çok farklı durumdadır.
Atatürk’ün yaşamı sonrası sonsuzluğa intikaliyle
kuruluş felsefesi ve ruhuna esas Cumhuriyet Devrimleri ve
ilkelerinin 1940 ve 1950’ li yıllardan başlayıp günümüze kadar
uzanıp devam eden süreçte dönemin /devrin iktidar sahiplerince
sahte gerçekler üzerinden oluşturulan propaganda yöntemleriyle
adım adım törpülenerek çok bilinçli bir şekilde
yok edilme yoluna gidildiği yadsınamayacak bir gerçektir.
Bunların en başında ise laiklik ilkesinin yer aldığı görülmektedir.
Başlangıçtan günümüze verilen tavizler neticesinde
çeşitli tarikat ve cemaat oluşumları hiçbir denetime tabi olmaksızın
mali ve maddi varlıklarını günden güne artırıp palazlanarak
ulu orta cirit atmakta, sarıklı / takkeli ve cüppeli
Atatürk ve cumhuriyet düşmanı şeriat yanlısı gruplar
gün geçmiyor ki çeşitli bahanelerle gövde gösterisinde bulunmaktadırlar.
Kuva-yi Milliye aleyhine fetvalar veren Şeyhülislam Dürrîzâde Abdullah ile
insafsızca ve haince ‘’keşke Yunan galip gelseydi. Ne hilafet yıkılırdı,
ne şeriat yıkılırdı. ‘’ deme cüretini gösteren ve ne yazık ki
birilerince itibar görmüş olan, Atatürk ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti
ve o düşünceyi düşmanca hedef alan meczup
Kadir Mısıroğlu’nun günümüzdeki yeni sürümleridir bunlar.
Demokrasi ve laiklik prensiplerinden hızla uzaklaşılıp,
günümüz emperyalist düzenine tamamıyla entegreyle
dinci, faşist yol tercih edilip bunun inat ve ısrarla
sürdürülmeye çalışıldığı görülüp, izlenmektedir.
Bu yol ve gidişat ülkemizin ve devletimizin geleceği adına
kesinlikle Atatürk’ün gösterdiği ve işaret ettiği akılcı ve
sağlam bir yol değildir.
                                               ***
Ülkemizde dinci siyaset ve yobaz kuşatma altında yaşanılan
her türlü olumsuzluklara rağmen;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşunun 100. yıl dönümünü
tarif edilemez bir sevinç ve coşkuyla kutlarken, kurucu lider
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile dava /silah arkadaşlarını,
Şehitlerimizi, gazilerimizi sonsuz sevgi ve
saygı duygularıyla anıyoruz.

 

Bu yazı 1796 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum