Cengizhan ERSOY

Cengizhan ERSOY

PENCEREMDEN
cengizhanersoy@gmail.com

1853 SİNOP BASKINI VE DENİZ SAVAŞI

28 Kasım 2022 - 17:21

Tarihsel süreçte, hep sıcak denizlere inme ideali
ve hayalinde olan kuzey komşumuz Rusya;
Karadeniz’i bir Türk gölü haline çeviren Osmanlı Devleti’ni
sıkıştırıp sahadan silerek bölgede kendi hegemonyasını
kurmak adına çeşitli plânları uygulama siyaseti içinde olmuştur.
Bu kapsamda; Osmanlı Devleti yönetimine bağlı olarak yaşayan
azınlıklar olan Sırpları ve Rumları da kışkırtarak isyan hareketlerini
desteklemiş ve bu siyasetinde başarılı da olmuştur.
Nihayette, verilen bu destek neticesinde Yunanistan bağımsızlığını kazanır.
1825 yılında Rus Çarı olarak başa geçen Türk düşmanı I. Nikola da
aynı siyaseti devam ettirerek, İstanbul’u ele geçirmek ve
Osmanlı Devleti’ni yok etmek hayaliyle her türlü yolu dener.
Hatta daha ileri giderek İngiltere’ye, kendilerince
‘’ Hasta Adam ‘’ olarak nitelendirdikleri Osmanlı Devleti’nin
bölüşülmesi teklifinde bulunur ancak bu öneri İngiliz hükümeti
tarafından o aşamada siyaseten kabul görmez.
                                               ***
Düşmanca tavırlarını devam ettiren Rus Çarı, bu defa da ;
Hz. İsa’nın doğup yaşadığı Kudüs ve çevresinde bulunan,
Hristiyanlarca kutsal olarak kabul edilen yerler üzerinden
baskı ve siyasete girerek, Katoliklere tanınan hakların geriye
alınıp Ortodoks Rumlara verilmesi, Ortodoks tebaa üzerinde
Rus himayesinin kurulmasına yönelik teklifleri iletmek üzere
Rus Prensi Aleksandr Sergeyeviç Mençikov’u görevlendirerek
İstanbul’a gönderir.
 Osmanlı sarayında görkemle karşılanan
ama küstahça tavırlar sergileyen Mençikov,
sözkonusu teklifleri bir emrivaki ile diplomatik kural ve
teamüllere uymaksızın Osmanlı Hükûmetine iletmekten
geri durmaz. Doğal olarak, küstahça yapılan ve asla
kabul edilemeyecek bu teklifler sonucu krizin daha da
derinleşmesiyle Rusya, Eflak ve Boğdan’ı işgal etmeyle işe başlar.
Bunun üzerine; yapılan diplomatik girişimler karşısında olumlu bir cevap
alınamayınca, Sultan Abdülmecid’in onayı ile  
04 Ekim 1853’de Rusya’ya savaş ilan edilir.
Böylelikle, tarihe ‘’Kırım Harbi ‘’diye geçecek olan savaş başlar.
                                               ***
Bu savaşta, İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti’nin yanında yer alır.
Osmanlı idaresince yapılan savaş hazırlıkları ve  alınan tedbirler
kapsamında; Karadeniz kıyılarının olası Rus saldırılarına karşı  güvenliğinin
sağlanabilmesi için  filolar oluşturularak görevlendirmeler yapılır.
Bunlardan biri de ; Amasra ile Sinop / İnceburun arasındaki sahilin
emniyetini sağlamak, ayrıca  Batum ve Karadeniz Limanlarına askerî
malzeme sevkinde görevli patrona Mustafa Paşa’nın filosunu
koruma ve gözetlemek için görevlendirilen patrona ( tümamiral) Osman Paşa
ve riyâle (amiral) Hüseyin Paşa’nın komutasındaki filodur.
Hafif tonajlı on gemiden oluşan Osmanlı Filosu 05 Kasım 1853
günü İstanbul Boğazı’ndan hareket ederek Karadeniz’e açılır.
Ancak bu görevin başlamasından kısa süre sonra Karadeniz’de
havanın bozmasıyla çıkan şiddetli fırtına nedeniyle
her şey altüst olur ve 13 Kasım günü en uygun, korunaklı
liman olarak Sinop Limanına girilerek demir atılır.
                                               ***
Bu arada kendince bir zafer peşinde koşmakta olan,
Karadeniz’de Osmanlı filosunu yakın takibinde bulunduran
Rusya’nın Karadeniz Filosu komutanı amiral Pavel Stepanoviç
Nahimov; bu sıkıntılı durumdan haberdar olup fırsat bilerek
30 Kasım 1853 günü Sinop Limanı’ndaki Osmanlı Donanmasına
yaptığı ani baskınla her iki taraf için de amansız çarpışma başlar.
Ancak, Rus donanmasına kıyasen Osmanlı filosuna ait hafif tonajlı
gemiler ve leventlerimizin askeri güç olarak donanımsız ve yetersiz
durumda olması nedeniyle kahramanca bir mücadele verilmesine
rağmen sonuç hüsran olur.



Neticede; 2000’den fazla şehit verilir ve Sinop şehri yakılıp yıkılır.
Osmanlı Filo Komutanı Patrona Osman Paşa yaralanarak Ruslara
esir düşer, filonun ikinci komutan Bozcaadalı Hüseyin Paşa ise şehit olur.
Mezarı Sinop Seyit Bilal Türbesi yanında, Cezayirli Ali Paşa
Camiinin bahçesinde bulunmaktadır.
Bu acı olay; Osmanlı Devleti Donanması’nın daha önce 1770 yılında
Ruslar karşısında yaşadığı Çeşme fâciası ve 1827’de İngiltere,
Fransa ve Rus donanması tarafından Navarin Limanı’na gerçekleştirilen
baskın ve gemilerimizin yakılmasıyla neticelenen yenilgiden sonra
Sinop Limanında yaşanılan unutulmaz ayrı bir felâket olarak tarihe geçmiştir.
                                               ***
Savaşta şehit düşen askerlerimiz; halen Sinop Müzesi’nin
yanında bulunan mekâna defnedilmiş, burada bir anıt yaptırılarak
(günümüzdeki Deniz Şehitleri Anıtı) 1933 yılında Cumhuriyet’in
onuncu yılında dönemin Sinop Valisi Abdulhak Savaş tarafından
düzenlenen törenle açılmıştır.



Şehitlerimizin anısını yaşatmak adına; 1857-1858 yıllarında
Osmanlı İdaresi tarafından, halen Tersane mıntıkasında mevcut olan
Şehitler Çeşmesi yaptırılmıştır.
Bir dönem uzunca süre; bu çeşmenin şehitlerimizin cebinden çıkan
paralarla yaptırılmış olduğuna dair asılsız ve uydurma yorumlarda
bulunulduğu ve hatta buna dair yanlış ifadeleri taşıyan bir tanıtım
levhasının çeşmeye monte edildiği görülmekle, tepkiler üzerine
nihayette değiştirilerek bu yanlışlık düzeltilmiştir.
Anıt çeşme; savaş sırasında Osmanlı Padişahı olan Sultan
Abdülmecid’in uygun görüşü, kendisinin ve devlet ileri gelenlerinin
parasal yardımlarıyla 1857/1858 yılında yapılmış olup,
üzerine Abdülmecid’in tuğrası işlenmiştir.

Bu acı olayın 169. yıl dönümünde; vatan uğruna canlarını feda eden
aziz şehitlerimizi bir kez daha saygıyla ve rahmetle anıyoruz.

Bu yazı 431 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum