Deniz Özen

Deniz Özen


Turizm ve Bayram

01 Haziran 2020 - 16:10

Belediye Başkanı, üstü açık araçla halkı selamladı.
Başkan, sosyal mesafe kurallarına dikkat ederek,  çocuklara şeker dağıttı.
Başkan, sağlık çalışanlarını ziyaret etti.
Başkan, hastanede yatan hastaları bayramda yalnız bırakmadı.
Başkan, belediye hoparlörlerinden akşama kadar kendi sesiyle halkının bayramını kutladı…
                                                               
Vali, pandemi kurallarına uyarak, vatandaşları evlerinde ziyaret etti.
Vali, sağlık çalışanlarını ve hastaları ziyaret etti.
Vali, şehit yakınlarını ve şehitliği ziyaret etti.
Vali, çocuklara şeker dağıttı.
Vali,  görev başındaki güvenlik güçlerini ziyaret etti…
Ülkenin değişik İl ve İlçelerinde Ramazan Bayramı böyle geçti.
Sinop’ta ise bunların hiçbiri olmadı! Çünkü sokağa çıkma yasağı vardı.
Çocuklar şekeriz, ziller sessiz, yürekler buruk kaldı…
 
                                                                            
Geçtiğimiz hafta “Turizm” ile ilgili bazı başlıkları yazmıştım. Virüs, yasak, kısıtlama derken şu boş vakitlerde dersimize iyi çalışıp, kentin turizm adına gelişmesi için somut adımlar atılmasını, başlıklar halinde yazmıştım. Yıllardır dilimize doladığımız çözümsüz sorunlar bir tarafa, gerçek anlamda  “Turizm” konuşalım. Gerçek anlamda pek farkına varılmasa da bu kentin geçimi hiç şüphesiz turizmdir. Kaç yıldır şu mesleği yaparım ancak bir turizm koordinasyon toplantısında adam akıllı masaya yatırıldığını görmedim. Bu yüzden arpa boyu ilerleyemiyoruz. Bu kente gerçekten hizmet etmek isteyenler var ise, gelin toplanalım bir masaya…
Turizm anlamında çözülemeyecek bir sorunumuz yok. Bu çözüm yolunda yapılması gereken en önemli şey; “Nerede” olduğumuzun farkına varmak. Küçük dokunuşlarla bu kenti yeniden turizm adına şekillendirmek zor değil. Önemli olan niyet.
Çarpık kentleşme sorunu için yapılacak çok fazla bir şey olmasa da elimizde olanı iyi bir şekilde değerlendirmek zorundayız ve bunu başarabiliriz. Gazetecilerin, halkın, Sivil Toplum Kuruluşlarının önerileri alınarak, ortak bir fikirle yol alabiliriz. İnsanları bir araya toplamak bu kadar zor olmasa gerek! Eleştirmek en kolayı, mühim olan çözüm üretmek. Bu çözümünde tek başına mümkün olmayacağının farkına varılması şart. Valisi, başkanı, siyasetçisi, gazetecisi, halkı ile birlikte kolları sıvamamız gerekiyor.
Nereden başlayacağımızı bildiğimiz takdirde, işimiz zor değil. Bürokratik engelleri toplum olarak aşabiliriz. Sonuçta bu kent bizim ve bizim dediğimiz olmalı, olmak zorunda!
Nereden mi başlayacağız?
Öncelikle nerede olduğumuzu anlamak için doğru tespitler yapmamız gerekiyor. Şahsıma sorulduğunda çok ciddi tespitlerim var. Sadece benim değil, birçok kişinin de olduğuna inanıyorum. İşte bu tespitleri harmanlayıp, sonuca ulaşabiliriz. Akdeniz ve Ege sahilleri bizlere bütün tüyoları veriyor aslında. Yarımada özelliği taşıyan kentimizde “Marina” olmazsa olmaz. Kentin en güzel, en kullanılabilir yerleri amacı dışında kullanılmakta. Ülkenin hangi sahiline bakarsanız bakın, deniz polisi ve sahil güvenliğin nerede olduğunu göreceksiniz. Puzzle güzel ama sanırım parçaların yeri yanlış galiba…
Bu kentte, “görev yapmak” ile “görev almak” arasında bir ikilem var!  Her bir birey bu kentten sorumludur. Herkesin önceliği aynı olmadığı takdirde bir yere varmamız sanırım imkânsız. Her sektörün, her kurum ve kuruluşun sorunu aynı olmadıkça yürüyen merdivende ters yürürüz. “Beni sokmayan yılan”  mantığı ise hayatımızı tehdit edecek pozisyonda. Şehir kulübünde konuşulan ile âşıklar parkında konuşulanlar aynı olmadığı takdirde sorunlar çözümsüz, sorular ise cevapsızlığa muhtaç. Geçtiğimiz yıllara oranla konuşabilirlik biraz daha iyi durumda. Bence bu güzel bir fırsat. Gelin bu fırsatı değerlendirelim. Bu kenti, hak ettiği zirveye çıkmasına vesile olalım…
 

Bu yazı 812defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum
  • Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.